BİR DUYGU ATLASI OLARAK YALNIZLIK

Benim yalnızlığım hep kalabalıktır.

Varlığımın kanıtı olan bütün kimlikler ve başka başka kimliklerle örülü bir yalnızlık.

Öyle bir yalnızlık ki, ne bir mevsime ait ne bir zamana ne de bir duruma.

Geçicilik olgusundan münezzeh, sahibine sadık huzursuz bir hâl.

“BİR DUYGU ATLASI OLARAK YALNIZLIK” yazısını okumaya devam et

DÜŞLERİ ÇALMAK SERBEST Mİ ?

Nihayetinde  var olmayan şeylerin boşluğundan girdap yaratıp, zanlarından kocaman bir duvar ördün ömrüne.

Aşmanın yollarını arayışın bir ömür sürecek belki de.

“DÜŞLERİ ÇALMAK SERBEST Mİ ?” yazısını okumaya devam et

KAYIPLI KAZANÇLAR

Kimsesizliğin hakim olduğu kalabalıkta hiçlik saklıdır. Haklı sesleri bastıran sessizlikle tanışınca rüya olmasını isteyeceği gerçeklere uyanıyor insan. Kafamın içinde mutlaka olmalı dediklerimle olmasa da olur dediklerim aynı masada oturmuş gibi. Zamanın içine sığdırdırdıklarımızla hayattan beklentilerimiz arasında bir terslik var. İstiyorum ki insanı ön yargılı yaftalar çemberine hapseden, zamanın büyük kısmını kaçırmasına sebep olan anlık işler karanlığa gömülü kalsın.

“KAYIPLI KAZANÇLAR” yazısını okumaya devam et

PENCERESİZ KALE

Kaybolmanın kesif yalnızlığını çekilir kılanın bulma ihtimalinde olduğunu öğrendiğimde kabullendim kaybettiklerimi. Bulamayacaktım.

“PENCERESİZ KALE” yazısını okumaya devam et

KABUĞUN İÇİNDE NE VAR

En güzel anların dahi üstünden zaman geçince sıradanlaşan bir anıya dönüştüğünü bildiğinden, mutluluğun ebedi kalacağı sanrısına hiç kapılmıyor insan, ama bir eksiği kovalamaktan da geri durmuyor. Hemen hepimizin arayışın en az bir tonunu yaşadığı yaşam döngüsünde bir yer var, ne oluyorsa o an oluyor. Biri düğmeye basıyor ve karanlık aydınlanıyor sanki. Önce algılayamıyor, nerede ne var, afallıyor, gözleri kamaşıyor, aklı karışıyor. İçinden kendi kadar bir şey daha çıkıyor insanın.

“KABUĞUN İÇİNDE NE VAR” yazısını okumaya devam et

İNSAN İZ BIRAKANDIR

Entelektüellerin Hurafeleri kitabında şöyle bir cümle geçiyordu: “İnsan bir gelenektir. Her insan bir geleneğin mensubudur. Ya eski bir geleneğe eklenir ya yeni bir ‘trend’e mensup olur ya da yeni bir geleneği başlatır.” İnsanın tüm oluşum ve kuramların özü olduğuna vurgu yapan güzel bir tespit. İhtiyarî ya da gayriihtiyarî iz bırakandır çünkü insan. Sosyal ve ahlakî normlarımız bunun bir örneği sayılabilir. Bilinç düzeyimiz, mensup olduğumuz tarafın en belirleyici unsurudur. Cinsî tabiatımızı aşağı çeken kimi trendlere mensup olmak da yukarı taşıyan bir geleneği başlatmak da irademize bağlı bir durumdur.

“İNSAN İZ BIRAKANDIR” yazısını okumaya devam et

BETONLAŞMIŞ KÜÇÜK BİR KÖY      

Yiğit bu sabah iş makinelerinin sesi ile uyandı. Hemen cama koştu bir de ne görsün? Bir sürü iş makinesi daha düne kadar oynadığı çimenler, ağaçlar kesilmişti. İçinde biraz öfke ve üzüntü oluşmuştu. Çünkü yapılacak olan yeni alışveriş  merkezi için temel atılıyordu.

“BETONLAŞMIŞ KÜÇÜK BİR KÖY      “ yazısını okumaya devam et

HİÇLİĞİN AYNASI

Kendi sırrını keşfe çıktığında, dünyanın en cesaret isteyen yolculuğuna adım attığını, kimi zaman dipsiz bir kuyu gibi olduğunu ve birbirine tezat tüm duyguların aynı çıkmazda buluştuğunu anlıyor insan.

“HİÇLİĞİN AYNASI” yazısını okumaya devam et

BAŞAK VE İNSAN

Esnekliğin, uyumun, dayanıklılığın ve bereketin simgesi olan başağın oluşumu hayli zahmetli bir yolculuktur. İklimin, toprağın, havanın, güneşin, yağmurun ayrı ayrı beslemesini bekler. Şartların uyumu emekle birleşince bir buğday tanesinden birkaç başak, bir başaktan onlarca buğday hâsıl olur.

“BAŞAK VE İNSAN” yazısını okumaya devam et

ÖLGÜNLEŞEN

Çok şey birikti,

Çok şey… sessiz sonbahar ikindilerinde.

Son soba sıcağı geceden sonra

ÖLGÜNLEŞEN yazısını okumaya devam et