DÜŞLERİ ÇALMAK SERBEST Mİ ?

Nihayetinde  var olmayan şeylerin boşluğundan girdap yaratıp, zanlarından kocaman bir duvar ördün ömrüne.

Aşmanın yollarını arayışın bir ömür sürecek belki de.

Olsun. Kimi yolculuğun en güzel yanı, yolun kendisidir.

Her şeyin katlanılabilir bir anlamı olduğuna inandıranlar olmasa, kendini her şeyin belirsiz kalması gerektiğine ikna ettiğin zamanlar hiç geçmeyecekti belki de.

Görünür olduğun her yerde anlaşılır olacağın yanılgısına düştün. Cisminin sığdığı çoğu yerde, düşlerin havada kaldı.

Öyle sandın.

Çünkü, senin son şeklini alsın diye beklediğin düşlerin, anında  bir başkasında ete kemiğe büründü.

Düşleri çalmanın serbest olduğu bir dünyayı keşfettin.

Ne hazin bir keşif ama.

Her şeyin, herkesin bu kadar aynı olduğu, asılların ve gölgelerin birbirine karıştığı yerde kaybolmaktan korktun. Tahakküm arzusuyla beslenmiş görünürlüğünün karşısında, kendini nesnel bir akışın içinde tahayyül edemedin. Kolay yoldan elde edilen hazların bayalığından kaçtın. Var olmakla görünür olmanın arasına çizilen sınırları aşamamaktan korktun.

Hakikatle örtüşmeyen ne çok sınırla sınandın.

Hayattan geçiyorken bir izi kalmalı insanın derdin hep. İzini bırakmayı düşündüğün şeylerde başkalarının imzalarını gördün. Başkalaşmanın başka türlüsünü bilmediklerinden, inşa edilmiş hazır kimliklere bürünüyorlar. Aldırma.

Kimileri için böyledir, olmuş gibi, yaşıyormuş gibi yapmak, olmaktan ve yaşamaktan daha kolaydır. Ya da gülünç mü demeliyim?

Gölgeler çoğaldıkça sen kaybolduğunu sandın . Kaybolmadın. Kimi zaman duyguların kimi zaman sözlerin kimi zaman duruşun kimi zaman hayallerin hatta hallerin, başkalarının suretinde çıktı karşına.

Neyin neye dönüşeceğini önceden bilmenin bir yolu olmadığından, her şeyin ve herkesin doğasına göre gerçekleştiğini öğrendin tecrübe yoluyla.

Bir şey daha öğrendin;

İtidalle  yatıştırılmayan her dürtünün, ahengi geliştirilmeyen her benliğin gerçekliğinin gündelik olduğunu.

Eylemler insanı yüksek mertebeye çıkardığı halde  zihinsel ve ruhsal terbiyeden yoksun bırakabilir. Bu yüzden, ne kadar marazi görünürse görünsün, insanın zihinsel ve ruhsal arayışıyla elde ettiklerinin, başka bir bedende vücut bulması sıradanlaştı kabul et.

Kabul et ve

Bırak gölgeler savaşsın.

Bırak aynılar birbirini kovalasın.

Bırak aynalar yalan söylesin.

Yönü aynı olmayan aklın ve gönlün, içselleştirilmeyen eylemlerin, sonsuza kadar hüküm sürdüğü görülmemiştir.

Görünür olmaktan ölesiye kaçtığın zamanlarda, maskelerin cazibesine kapılmıştın sen de. Gözlerinden tanıyacak kadar kimse kimseyi tanımıyor nasılsa diyordun. Dışarıdaki kalabalığa uyum sağlamak adına takılan maskelerle içindeki farklılığı gizlemek adına takılan maskeler aynı değildir. Aldanma.

 Ne diyordu yazar;

“Maskeler aşınır, maskeler yorulur, maskeler düşer.”

Kendi mutlak gerçeğini yaşamaktan alıkoyan, zihnini karanlığa gömen gölgelerin sisini dağıt etrafından.

Hislerini kabullenmediğin,  zanlarına teslim olduğun geçmişin koridorlarında dolaşma artık. Zanlarını fethet, hislerini sahiplen.

Şeylerin sahip olunmadan sergilendiği çağımızda, kendine ait bir hayatın kendine layık bir son bulmasının yolu, hayatı pervasızlaştırmayan, ölümün de gölgesine sığınmayan bir yaşamdır.

Sahi çalıntı hayatların sonu kendine mi aittir?

Yorum bırakın