Cazibesini tekinsizliğinden alan sokaklarla,
İhanetini düşleriyle sınırlayan insanlar arasında bir benzerlik var; ikisini de derinlerine inmeden tanıyamıyor, ikisinin de güzelliği uzaktan sahici geliyor.
Hayatın, tanımlanması zor bir biçimde mistik yanları olduğuna inanıyorum. Denk geliş diye yorumlanan şeylerin keşfiyle, insan bir sırra aşina oluyor. Tüm belirsizliklerin çözülüp, boşlukların dolduğu, sırrın mahkumuyla kavgalarının bittiği an işte o an.
Ölene kadar sorumlu olduğumu düşünürdüm gönül bağı kurduğum her şeyden. Tabii ki bunu Küçük Prensten öğrenmedim. Ben zaten böyle incelikli duyguların öğrenilebilecek şeyler olduğunu düşünmüyorum. Konuşmaya henüz başlayan bir çocuğun maruz kaldığı, muhatap olduğu dili, zamanı geldiğinde kendiliğinden konuşması gibi bu tür inceliklerin de muhatap olunmayla, görmeyle, maruz kalmayla ilgili olduğunu düşünüyorum. Öğrenilir belki de bilmiyorum ama sahici ya da yapay durması ne şeklide oluştuğunu ele veriyor zaten. Ne diyordum ölene kadar sorumlu olduğumu düşünürdüm gönül bağı kurduğum her şeyden. Bunu kimse öğretmedi; bu duyguyla hareket edilen bir ortamda büyüdüm. Etik olanın hâlâ bu olduğunu düşünmekle beraber, vakti geldiğinde kimi bağları salmanın, kimileriyle de o bağı hiç kurmadan yol almanın, zararsız bir ihlal olduğu kanaatine vardım. Elbette bir çırpıda olmuyor.
Bir kahve fincanın bile kırk yıl hatrını gözeten bir kültürün nesliyiz nihayetinde:) Kamburun çıkana kadar keşkeler, pişmanlıklar, yanılgılar taşıyorsun sırtında...
Şimdinin geçmişiyle kurduğu ilişkiden yaralı çıkınca, geçmişin sabit bir şey olmadığıyla yüzleşiyor insan. Evet, geçmiş ne yazık ki sabitlik konusunda tutarlı değil. İnsanın duygu, düşünce, fikir dünyasının şekillenmesiyle birlikte geçmiş, farklı biçimlerde şimdiye kanalize oluyor. İstem dışı belleğin de oyunuyla gün yüzüne çıkan ve geçmişte sıradan olan bir an, bir bakış, bir davranış, şimdide bir duyguyla örtüşüyor, üstünde durmadığın boşluklar doluyorsa (geçmeyecek) ama geçmiş olsun zamanın döngüselliğiyle kesişti yolun.
Geç kalınmış belki de geçiştirilmiş duygunun ağırlığıyla zamanın üstesinden nasıl geleceksin?
Anları özel kılanın ne olduğunu anlatmaya bazen kelimeler yetmiyor. Değer ölçüsünün maddeleştiği yerde de bilerek susuyor insan.
Yasemin Coşkun
15.12.2022
Her duygu ve eylemin değeri var olduğu andadır. Çünkü yaşanan en güzel anlar dahi üstünden zaman geçince sıradanlaşan bir anıya dönüşüyor.
Yasemin Coşkun
12.12.2022
Tevekkül, isyan ve umutsuzluk halinin teslimiyete kalbedilmesidir ve bu, aciz bir duruş değil bilakis hedefi olan iyimser bir sabırdır.
Yasemin Coşkun
01.12.2022
Çocukluğunu özleyecek yaşa geldiğinde anlıyor ki insan, özlediği aslında dünyevi dokunuşların incitmediği duyguları... Çünkülü değil rağmenli bir dilin kullanıldığı, mutluluğun beklenmediği olunduğu, görünenin ardından endişe edilmediği bir dünya nasıl özlenmez ki..
Yasemin Coşkun
24.03.2022
Karşı tarafı kendi menfaatinizin temini için vazifeli olarak gördüğünüz kişi ya da ilişkiden ne 'iyi' olarak bahsedebilir ne de tam bir 'samimiyet' oluşturabilirsiniz. Bu hükmü veren, ilişkiye yüklediğiniz anlamdan ziyade menfaat ölçülerinizdir.
Yasemin Coşkun
09.03.2022